Ekonomi ve Kamuculuk

CHP Gençlik Kolları: Devrim mi Devam mı? – Ozan Şahin

“Demokratik bir partinin kanunlara saygılı özgür üyeleri mi olacağız, kapıkulları mı olacağız? Karar sizindir.”

Mustafa Bülent Ecevit – İnönü’yle Yarıştığı Kurultay

Türkiye’de siyasetin hem bu kadar halka inmesinden ama hem de bu kadar halktan kopmasının bir etkisi midir bilmiyorum ama partilerimizin gençlik örgütlerinden bahsetmiyoruz. Oysa siyasi polemiklerin bu kadar gençler üzerinden döndüğü bir yerde iktidara talip partilerin gençlik kolları olması gerekenden daha önemli olmalı bence. Yine Türkiye’de siyasetin, 20 yıl boyunca dinamiklerinin değişmesinden olsa gerek partilerin gençlik kolları, merkezi yönetim tarafından üretilen politikaların genç kuşaklara duyuru bürosu haline geldi. Bu gerçek bence tüm siyasi partiler için geçerli fakat ben biraz CHP’ye odaklanmak istiyorum. CHP Gençlik Kolları’na. Hem bu pazar günü kurultay gerçekleşecek hem de bu örgüt, Türk Siyaset tarihinin en köklü gençlik örgütlerinin başında geliyor.

Burada örgütün tarihçesini anlatmak için bulunmuyorum fakat altını çizmekte fayda gördüğüm bir detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. CHP’nin Gençlik Kolları kültürü bugüne kadar Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Altan Öymen gibi partinin genel başkanlarına ev sahibi oldu. Özellikle Ecevit ve Altan Öymen’e odaklanırsak da 1960’larda ve 1970’lerde partideki büyük değişimlerin de kaynağı olarak yine aynı örgütü ve örgüt kültürünü gösterebiliriz.

Peki bu pazar gerçekleşecek 16. Kurultay’a odaklanmak istememin sebebi ne? Örgüte uzaktan ve genel bir göz gezdirirseniz herkesin yeni başkan adayı için heyecanlandığını görürsünüz ama bence bir şeyler eksik. Sanki bu kültürün ideolojik mayası unutuldu. İşte bugün tam da buna değineceğim.

  1. Kimse değinmese de CHP Gençlik Kolları’nın başlı başına bir bürokratik reforma, belki de aslında devrime ihtiyacı var. Bu gerekliliğin farkında olmak için neoliberal kültürün farkında olmak gerekiyor çünkü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu kültür geleneksel siyasi parti yapısını paralize etti. Hatta hantallaştırdı. Bu elbette parti içi bir tüzük reformuna giden yolu açacak bir istek olur ama Erdoğan rejimi yıkıldıktan sonra inşa edilen demokratik yarınlarda bunu dile getirecek bir bilincin Gençlik Kolları yönetimine tamamen hakim olması fena olmazdı bence.

Almanya’da, Yeni Zelanda’da, ABD’de partilerin gençlik örgütleri sol kültürün bekçisi konumunda. İngiltere gibi yerlerde de merkezci yönetimlere karşı sol kültürün savunucusu durumunda. Çünkü gerek üyelik, gerek üye olanın sesini duyurması, gerek sesini duyuranın karşılık bulması konusunda çok daha bürokrasiden uzak ve işlevsel bir mekanizmaya sahip. Neden bu enerji CHP’de de açık bir şekilde vücut bulmasın, anlayamıyorum.

  • Çoğunlukla partiye yeni gelenleri bilgilendirmek ve eğitmekten sorumlu olan Parti Okulu da aslında yine CHP Gençlik Kolları’nı ilgilendiriyor ama burada da bir sorunla karşı karşıyayız. Parti Okulu’nun bir siyaset akademisi biçimi alması kesinlikle gerekiyor. Gençlik Kolları var olan iletişim becerilerini, siyasi metotların uygulayıcısı olamaz olmamalı.

Siyaset Akademisi mantığı ile yeniden organize olmuş bir Parti Okulu kavramı, öncelikli olarak gençlere hem ideolojik üstünlüğü öğretebilir hem de bu ideolojik üstünlüğe sahip genç kitlelerin mobilize bir şekilde MYK, PM, KK gibi kurumlara ilerici, çağdaş fikirleri tabandan gelen bir anlayışla diretebilir.

  • Gençlik AKP döneminde en çok özgürlüklerine el konmasından yakındı. Sosyal alanlarının ortadan kaldırılmasından; kendinin, kendi bedeninin, başkaları ile olan ilişkisinin travmalar yaratacak şekilde otoriteler tarafından tahakküm altına alınmasından. Fakat buna rağmen CHP Gençlik Kolları’nda LGBTİQA+ bireyler için bir çalışma grubu, proje yok. Bunun nesinden kaçınılıyor anlamıyorum.

Ana kademe olarak adlandırdığımız büyükler bunu bazı “endişeli muhafazakarları” kızdırmamak için dile getirmiyor olabilir ama neden CHP Gençlik Kolları bunu dile getirmiyor. Eğer gerçekten bağımsız bir örgüt yapısından söz ediyorsak, kendi politikalarını kendi belirleyebilecek, bence bu konudaki eksiklikleri konuşmamız gerekiyor.

  • Bir diğer konu da İklim Krizi’nin taban örgütlenmesini oluşturan sivil inisiyatiflerin parçası bir çok gence ulaşılamaması. Fridays for Future grubundan tutun da Yok Oluş İsyanı’na, bir çok farklı mecrada, partiye üye olsa örgütte çalışabilecek yaş aralığındaki gençlerle diyaloğun çok zayıf kalması.

Amerika’da Sanders ve yanındaki bir avuç destekçisi 2016 yılında statükoya meydan okurlarken ona en büyük desteği veren gençlerdi çünkü Sanders ilk defa İklim Krizi’nden, LGBTİQA+ Haklarına kadar geniş bir yelpazenin talebini duyan ilk ulusal tanınırlığı olan siyasetçi oldu.

Bu gibi konular uzayıp gider. İklim Krizi’ndeki genç örgütlenme eksikliğinden, LGBTİQA+’nın siyaset içinde sahiplenmekten kaçınan gençler tarafından yalnız bırakılmasına, daha katılımcı ve çoğulculuğu ilke edinmiş örgüt modellerinden gençlerin ülkeler arası itibarlarınım artacağı uluslararası işbirliklerine hepsi çözülür. Yapılır. Tavandan gelen bir ideolojik üstünlüğün değil tabandan gelen örgütlü ve modern çağın sorunlarını dert etmiş, dünya üzerindeki tüm orta-sınıf ailelerin çocuklarının aşağı yukarı çektiği dertleri kendine dert edinmiş; eleştirel, itirazdan sakınmayan, demokratik bir örgüt zor değil.

Fakat bu yola girmemiz, yazdığım 4 maddeyi önce 40’a sonra 400’e çıkarmamız için yapmamız gereken ilk şey, şu soruyu sormak:

Devrim mi Devam mı?

Bu soruya cevap vermeden 1600. Kurultaya kadar gidilsin. Sosyal Demokrasi’nin gençlik iletişim bürosu olmaktan öteye gidilebilir mi? Şüpheli…

Ozan Şahin

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu