Demokrasi ve SolEmek, Dijitalleşme ve GelecekGündemİVME BlogPolitikaToplum ve SiyasetToplumsal AdaletToplumsal CinsiyetYaşam Tarzı

Yüzleşmeden “atlatmak” olur mu? – Beliz Bayülgen

Hülya Avşar’ın “gerekirse simit yiyeceğiz, bugünleri de atlatacağız” yorumuna pek çoğumuz gibi ben de aniden çok öfkelendim. Bir insan bu kadar mı etrafında olan biteni okuyamaz dedim, bu küstahça cümleye “gerekirse” diye başlayabilmenin kibrine dayanamadım.

Sonrasında fark ettim ki bu öfkem yalnızca Avşar’ın halkın karşı karşıya kalmış olduğu yoksulluktan bihaber, bizler simit fiyatlarının dayanılmaz artışından bahsederken “gerekirse” diyebilmesi değildi. Aslında temelinde, bugünlerin atlatılabileceği varsayımına da tepkim var.

​​Hadi diyelim ben 3-5 senemi simit kemirerek geçirdim, yeni asgari ücret zaten açlık sınırının altında ve milyonlar zaten aç. 1,5 milyon emekli açlık sınırının altında yaşıyor, yoksulluk sınırı 10 bin TL’nin üzerine çıktı, dört kişiden biri temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

Halkın kazandığı üç kuruş para da nasıl olsa kazançlı çıkamayacakları bir iktidar kavgasında çocuk oyuncağı edildi. Bu ülkede insanların sadece ekonomik geleceğini planlaması değil, geleceğinin herhangi bir boyutuna dair ileri dönük plan yapması imkânsız hale getirildi. Koskoca bir nesil geleceksiz bırakıldı.

Bu koşullar altında, birbirimize dayattığımız bu post materyal, materyal gündemler ayrımı gerçekteki karşılığını yitirmiş durumda. Erasmus’a gidemediği için geleceğe dair bir ümidini daha yitirmiş üniversiteliye, yurttaş olma hakkı için mücadele eden LGBTİ+lara, doğal yaşam alanların tahribine karşı direnen iklim aktivistlerine “millet aç aç” demenin çözüm değil çomak olduğunu ve bireysel varoluş mücadelelerimizin bizi ayrıştırmadığını, aksine birleştirdiğini anlamamız gerekiyor.

Artık görmeliyiz ki, çoğunluğumuza nefes dahi aldırmayan bu rejim kimseye kolay kolay hayatta kalmanın bile ötesinde bir yaşam vaat etmiyor. Hepimiz aynı gemideyiz demiyorum, ama hepimizin gemisi su alıyor.

Gelgelelim günümüze, hadi diyelim ki ya bir şeyler değişti ya da bakanlar kuruluna vahiyle yeni ekonomi politikası indi. Peki kur fiyatları düşse ve halkın ekonomik olarak asgari düzeyde nefes almasına izin verilse, yine de biz bugünleri atlatmış mı olacağız gerçekten?

Bu günlerin gerçeğiyle yüzleşmeden atlatmanın yolu ancak unutmak olabilir. Buna karşı, kendini asla iyileştirmemek pahasına bu toplumu iyileştirmek isteyen, tanıklık ettiğimiz her şeyin hafızasını oluşturacak bir muhalefet ve taban gerekli. “Bir şey yapmazsak zaten gidecekler” söylemi gibi statükocuların uzatmalara oynamasına müsaade eden söylemler karşımızdaki tehdidi çok hafife alıyor, “onlar” gidene kadar gerçekleşmekte olan yıkımla yüzleşmiyor. Tam da bu noktada, 20 senelik bir yıkımı birleştirecek bir hafıza oluşturmaya hazır ve kararlı bir muhalefete ihtiyaç var.

Dün görmüş olmamız gerek ki asıl bir şey yapmazsak hiç gitmeyecekler. Gidebileceklerini anladıkları noktada da zannedilenin aksine kendilerini sağlama almak adına daha akılcı ve sağduyulu hamleler yapmayacaklar, çünkü Türkiye’nin maruz kaldığı yıkımın kaynağı yetersizlik değildi, bu her zaman bir niyet ve irade meselesiydi. Aksine, iktidardan düşmemek için hepimizin pahasına kumar oynayabilecek kadar kararlı olduğunu görmüş olduk. “Ya muhalefet ters teperse, bir şey yapmasınlar” argümanı da bu doğrultuda sadece kolay kolay gitmeyecekleri için değil, bir şey yapılmazsa unutulacağı için yanlış.

Ben iyileşmek, unutmak istemiyorum. Şu rejimin elinde kanı olan her ismi hatırlamak istiyorum. Unutmama izin vermeyecek bir muhalefet istiyorum.

Dün Pınar Gültekin cinayeti davasının 8’inci duruşması görüldü. Dava süresince Pınar’ın hayatı sorgulanırken Pınar’ın katili, Şefika Gültekin hakkında duruşmadaki öfkesi nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Dün Pınar Gültekin’in cinayeti davasının duruşması 9. kez ertelendi. Pınar Gültekin unutuldu mu?

Önceki gün de Maraş katliamının, Taybet İnan’ın ölümünün, “Hayata Dönüş” operasyonunun yıldönümüydü. Bir güne ne kadar yas sığdırılabilirse, bu memleket bize onun dahi fazlasını yaşatıyor.

Bir yıl sonra Gülistan Doku nerede hala bilmiyoruz. Orman yangınlarında evini, birikimini, hayatını kaybedenlerin hikayelerini artık duymuyoruz.

Bir günün yıkımının ardına ertesi gün hemen bir yenisi ekleniyor, gündemden gündeme yetişelim derken hafıza nasıl oluşsun? Hangi birini hatırlayalım, hangi birinin yasını tutalım?

İşte tam da bu noktada, tarihinde ve bugünündeki şiddetin sürekliliği gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalan bir Türkiye var. Ya yüzleşeceğiz ya da alışacağız. Alışıyoruz da devamlı karşı karşıya kaldığımız bu yoğun şiddet ortamında sürekli döngü şeklinde eski kaydı silip, yenisini kaydeden döngüsel bir hafızaya alışıyoruz.

Bu noktada hatırlatmak da yeterli değil, kızı katledilen Şefika Gültekin’in acısıyla oğluna okul forması alamadığı için intihar eden İsmail Devrim’in acısının benzerliğini görmek ve göstermek gerek. Orman yangınlarında bütün birikimini kaybetmiş halkın acısının yanına dün kenara ayırabildiği üç kuruş birikimin ani bir kararla eridiğini görenleri, işe giderken maaşı eriyen emekçiyi koyarak oluşturulacak bir hafıza. Toplumsal muhalefetin her kesiminin hak taleplerinin, mücadelesinin hepimizi etkileyen bir ortak sömürü tabanına kafa tuttuğunu inatla tekrar etmesi gerek. Gezi’de de söylediğimiz gibi, “İsyan, insanlaşmadır. Artık herkesin bir hikayesi var.”. Bu ilkeden hareketle, hikayelerimizi paylaşabileceğimiz, mağduriyetlerimizin ortak paydaları üzerinden birleştirilecek bir hafızaya ihtiyacımız var. Ancak böyle insanlaşabiliriz. Bu doğrultuda Türkiye toplumunu bir arada tutan pozitif normlar yoksa bile, arada tutkal görevi görebilecek kadar çok acımız var. Bu acıyı yalnız yeni bir iktidarın gelişi dindiremeyecek, dindiremez.

Neticede ben gençliğimi, geleceğimi gasp etmemiş, milyonları yoksulluğa, açlığa, intihara sürüklememiş bir iktidarla karşılaştığımda şu 20 yıllık yıkımı üstümden atıp “atlatmış” mı olacağım? Hayır efendim, atlatmayacağız. Ben içimde tuttuğum öfke, kursağımda kalmış umutla mezara kadar giderim.

Beliz Bayülgen – Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Lisans Öğrencisi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu