DünyaEkonomi ve KamuculukEmek, Dijitalleşme ve Gelecek

Bize Üç Günlük Hafta Sonu Verin – Çeviri: Yusuf Can

Adrian McMahon’un Jacobin’de yayımlanan yazısının Türkçe çevirisidir. İzinle İVME Hareketi tarafından yayınlanmıştır.

Çok fazla çalışıyoruz. Şimdi değişim zamanı: Dört günlük bir çalışma haftasına ve üç günlük bir hafta sonuna ihtiyacımız var.

İngiltere’de geçen hafta başlayan dört günlük çalışma haftası pilot programı, son yıllarda küresel olarak büyüyen ‘ödeme kaybı olmadan daha kısa bir çalışma haftası’ momentumunu devam ettiriyor.

İngiltere’deki pilot program, bu yıl Haziran ayından itibaren, İrlanda ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki pilot programlara paralel olarak altı aydan fazla sürecek. Bu denemeler, 100: 80: 100 modeli ilkesine dayanacak – yüzde 80 çalışma saatine karşılık yüzde 100 maaş ve yüzde 100 verimlik. 

Halihazırda çalışanlarına 3 günlük hafta sonu tanıyan şirketlerde olduğu gibi, katılımcı şirketler ve kuruluşlar, işçiler için daha iyi bir iş-yaşam dengesinin faydalarını görmeyi ve verimliliğin artmasını bekliyor. Aynı zamanda hareketin öncüsü oldukları için ödüllendirilecekler: Atom Bankası‘nın İngiltere’de geçen Kasım’da çalışanlarına 3 günlük hafta sonu tanıyan en büyük şirket olduktan sonra, iş başvurularında yüzde 500’lük bir artış kaydetti.

Pilot programlar, 4 Günlük Hafta Kampanyası4 Günlük Hafta İngiltere Kampanyası, önde gelen düşünce kuruluşu Autonomy ve Cambridge Üniversitesi, Oxford Üniversitesi ve Boston Koleji’ndeki araştırmacılarla ortaklaşa düzenleniyor. Programları tam anlamıyla analiz etmek, gelecekteki hükümet politikalarını oluştururken tüm toplum için daha kısa bir çalışma haftasını savunabilmek için hayati öneme sahip olacak. Sonuçta, amaç tüm çalışanların, azaltılmış bir çalışma haftasından faydalanması; sadece uygun bir sektörde çalışabilecek kadar şanslı olanların veya öngörülü bir işverene sahip olanların değil.

Hiçbir ülke henüz dört günlük bir hafta geçirmedi, dolayısıyla bu pilot programlara ihtiyaç var. İngiltere neredeyse kapıyı araladı. İşçi Partisinin 2019’da çalışma haftasını on yıl içinde otuz iki saatte azaltma sözü vermesi bir dönüm noktasıydı – bir G7 devletinde geçtiğimiz 100 sene içerisinde ilk defa büyük bir siyasi parti resmi çalışma saatlerinde büyük bir azalmaya gitmeyi vaat etti.

Başka ülkeler ise bu hedefe yaklaşıyorlar. İzlanda, 2021 senesinde, 2015-2019 yılları arasında kamu sektöründe daha kısa bir çalışma haftasında çalışanların hayat standartlarının arttığı ve verimliliğin yükseldiği başarılı bir deneme gerçekleştirdiğini bildirildi. İskoçya, bir iyilik ekonomisini takip etme sözünün bir parçası olarak önümüzdeki aylarda bir programa 10 milyon £ yatırmayı planlıyor. İspanya, şu anda ilgilenen şirketler için uzun süreli bir pilot proje tasarlıyor. Japon Hükümeti ise 2021’de şirketlerin, çalışanlarının dört günlük bir çalışma haftası tercih edebilmelerine izin vermelerini istedi; elektronik devi Panasonic ise son zamanlarda bu uygulamayı hayata geçiren en büyük şirketlerden oldu. 

Bu atılımlar gerçekleşiyor çünkü bu şirketler, kuruluşlar ve hükümetler, çalışma saatlerini azaltmanın özellikle beş kilit alanda birden fazla faydası olduğunu fark ettiler.

İlk olarak, azaltılmış bir çalışma haftası, işçilerin sıklıkla ihmal etmek zorunda kaldığı, hayatın iş dışı kısımlarına daha fazla zaman sağlıyor: dinlenme (hem uyku hem de uyanıkken ihtiyaç duyduğumuz çeşitli dinlenme biçimleri), eğlence (arkadaşlarınızla ve ailenizle vakit geçirmek veya hobileri ve tutkuları hayata geçirmek) ve “günlük işleri” (alışveriş, temizlik, gelir gider hesapları ve birçok ebeveynlik görevi gibi). Şu anda, birçoğumuz her hafta işyerinde aşırı vakit geçiriyoruz ve daha sonra dinlenmemiz, eğlencemiz ve günlük işlerimiz geriye kalan birkaç saatte sıkışıyor; tabii o da eğer onları yapmak için çok yorgun değilsek.

İkinci anahtar fayda işverenler için. Basitçe söylemek gerekirse, dinlenmiş bir işçi daha iyi bir işçidir. 2019 yılında, Sağlık ve Güvenlik Yöneticisi, işçi devamsızlıklarının en büyük nedeninin işle ilgili stres olduğunu (yüzde 54) buldu. Ayrıca, 2019’daki bir Henley Business Okulu Çalışması, dört günlük bir haftanın İngiltere işletmelerini yıllık tahmini olarak 104 milyar £ masraftan kurtarabildiğini, çünkü işçilerin daha mutlu, daha az stresli olacaklarını ve haliyle daha az gün izinli olacaklarını ortaya koydu. Sonuç olarak verimleri artardı. 

Üçüncüsü, araştırmalar gösteriyor ki çalışma haftasını kısaltmak, tıpkı bireysel şirketler ve örgütler için yaptığı gibi, ulusal olarak da verimliliği arttıracaktır. Ayrıca, fazla çalışanların, işsizlerin ve yeterli saat çalışamayanların sayısını azaltmak için istihdamı yeniden dengeleme fırsatı sunar. 9 ile 5 arasından daha fazla saat çalışılan endüstrilerde, mevcut işçilerin azaltılmış saatlerini telafi etmek için yeni istihdamın yaratılması gerekecektir. Hükümetin mali yardımı bu yeniden dengeyi sağlamak için gerekli olacaktır ancak işsizliğin ve az saat çalışabilen insanların sayısının azalmasının faydaları, bu yatırımın mükemmel bir dönüşü olacaktır.

Dördüncüsü, azaltılmış bir çalışma haftasının toplum için ölçülemez yararları da vardır. Bireyler, iş yaşam dengeleri sağlandığı için daha dinlenmiş ve daha mutlu olurlar ve bu sayede koroyucu sağlık bakımı da artar. İnsanlar, aile üyeleri ve arkadaşları ile daha fazla zaman geçirebilirler. Dört günlük bir hafta ayrıca cinsiyet eşitsizliğini azaltma fırsatı sunar, çünkü erkekler (tam zamanlı İngiltere işçilerinin yüzde 62’si), orantısız bir şekilde kadınların üzerine binmiş ev işleri ve ebeveynlik gibi çeşitli ücretsiz çalışmalara yardımcı olmak için evde daha fazla zaman geçirebilirler.

Son olarak, daha kısa bir çalışma haftası, işe gidilirken yolda harcanan vakti ve bundan kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltarak çevreye fayda sağlar. Şahsi araçlar, İngiltere’deki en yaygın seyahat şekli olmaya devam ediyor; işçilerin yaklaşık yüzde 58’i Covid-19 pandemisinden önce her gün çalışmaya kendi araçları ile gidiyordu. İşyerinde uzun saatler geçirmek aynı zamanda, paketlenmiş ve işlenmiş yemekler gibi tüketimi kolay ürünleri satın almaya yol açtığı için, yüksek karbonlu tüketim alışkanlıları ile de ilişkili.

Beş günlük çalışma haftası, bir asır önce, 1926’da, altı günlük haftanın yerini aldı. ABD’li araba üreticisi Henry Ford bunu uygulamaya başlayan ilk şirket olmuştu. 30 sene sonra, ABD Başkan Yardımcısı Richard Nixon “Çok uzak olmayan bir gelecekte insanların sadece 4 gün çalışmak durumunda olacağı” sözünü verdi.  Yine de nesiller geçmesine ve teknolojik ilerleme kaynaklı verimlilik kazanımlarına rağmen, çalışma saatlerinde bir azalma olmadı. 

Ancak, İngiltere pilot programının kamuoyuna açıklanmasıyla beraber, günleri içerisinde yüzlerce şirket ve kuruluş, programa katılmayı düşündüklerini ifade ettiler. Bu pilot program, İngiltere’yi dört günlük bir çalışma haftası yönünde hareket ettirmek için büyük bir rol oynamak için hazırlanıyor. Sonunda değişim geliyor gibi görünüyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu