Demokrasi ve SolToplumsal Adalet

Starbucks İşçileri Sömürü Düzenini İVME’ye Anlattı

“…ama aslında onlar 4250 TL’ye beni satın almışlardı ve istediklerini yaptırıyorlardı. “

ABD’de Starbucks işçilerinin eşitsizliğin son bulması ve yan hakların kazanımı amacıyla kurduğu Workers United sendikasından sonra Türkiye’de de Starbucks çalışanları, şirket içinde gördükleri kötü muameleyi ve mobbingi açtıkları Twitter hesabıyla duyurmaya başladı. İVME Hareketi adına Mehmet Ozan Savaş’ın Starbucks Çalışanları Hareketi ile yaptığı röportajı sizlere sunuyoruz.

İVME: Starbucks İşçi Hareketi nasıl ortaya çıktı, çalışma koşulları ve işçilerin talepleri arasındaki farklar nelerdi, kamuoyunda ve şirket içinde karşılaşılan ilk tepki ne oldu?

Starbucks Çalışanları Hareketi: Merhaba ben eski Starbucks çalışanıyım. Yaklaşık iki buçuk yıl çalıştım. Çalıştığım süre boyunca üç mağaza müdürü değişti kendi mağazamda. İlk işe girdiğimde duvarları camları silerek başladım ve giderek Starbucks’ın çalışma koşullarının farkına vardım. Starbucks kesinlikle barista almıyor, temizlik personeli alıyor. Bana barista olarak başlayacaksın dendi ama benim temizlik personelinden farkım yoktu ki sadece ben değil oradaki bütün baristaların hali böyle. Biz bence modern köleleriz. Çünkü karşındaki müşteri sanki seni satın alıyormuş gibi davranıyor. Ben müşterilerden mağaza müdürü yardımcısının yanında küfür ve hakarete maruz kaldım, kimse sesini çıkarmadı çünkü şirketin kuralı misafir senin ağzına s*çsa, af edersin, senin kendini savunmaya hakkın yok. Ben bu şartlar altında çalışmaya devam ettim. Çünkü herkes gibi benim de paraya ihtiyacım vardı. Üçüncü mağaza müdürü geldiğinde bu sefer hem psikolojik baskı başladı hem de iş yükü giderek artmaya başladı. Üstüne bir de online siparişler vardı ve mağaza fazla ciro yapmıyor diye bölge müdürü tarafından mağazadan personel eksilttiler. Bu sefer bir müdür ve bir de barista mağazayı açıp kapatıyorduk. Omuzlarımızdaki iş yükü haddinden fazlaydı. Müdür ofisinde oturup saatlerini geçirirken ben de kasadan espressoya, espressodan yiyecek bölümüne, oradan kafenin temizliği ve çöplerine, bulaşıkların yıkanmasına, çöpün sıfırlanmasına üstüne üstün getir ve yemek sepetinin siparişleri gibi bir dolu isle uğraştım. Müşteriden yediğin hakaret ve azarlar da cabası… Koca koca çöp konteynerlerini sıfırlamaya giderken çarpa çarpa götürdüğüm için mağaza müdürü tarafından bölge müdürüne şikayet edildim. Starbucks’ın malına zarar verdim diye ama aslında onlar 4250 TL’ye beni satın almışlardı ve istediklerini yaptırıyorlardı. Psikolojimi bozdular, üstüne üstlük ben Starbucks’ın malına zarar veriyormuşum görüyor musunuz? Size demiştim modern kölelik budur diye. Mağaza müdürünün psikolojik baskısı bitmedi. Orada bulunduğum süre boyunca sürekli temizlik yaptırması sürekli ve sürekli beni personel odasına çağırıp saatlerce benim zamanımı işgal etmesi bitmedi. Bu böylece devam etti ve uyarmama rağmen bu şekilde davranmaya devam etti. Aksi durumda seni bölge müdürüne şikâyet ederim diyordu. İzinli olduğum zamanlarda bile kendimden çalıyor gibi hissediyordum çünkü o psikolojiden çıkamıyordum. Günde yüz kere arayan mağaza müdüründen bunalmıştım, cevap vermezsem ertesi gün mağazaya gittiğimde 1-2 saatimden oluyordum, zamanımı psikolojimi işgal ediyordu. Bu mağaza müdürünün personel ile iletişimi sıfırdı. Müşteriler önünde kaç kez rencide etti, azarladı. Kasayı biraz hızlı kapattım diye Starbucks’ın malına yine zarar veriyormuşum, oysa orada siparişler bekliyor ve hızlı olmak zorundasınız, öbür türlü başa çıkamıyorsunuz. Cevap verdiğimde kavga eder, sesini yükseltirdi. Müşterilerin gözü önünde üzerime yürüdü ve bir keresinde beni dövmeye yeltendi. Bunu gören müşterim benim şikayetçi olmam durumunda şahitlik yapabileceğini söyledi. Bir keresinde hırsızlıkla suçladı sonra şaka yaptığını söyledi kısacası cidden algımla oynuyordu bu şahıs ve psikolojim bozuldu böyle bir durum karşısında. En ufak tartışmada bölge müdürü dibimizde biter ama bizim sorunlarımız olduğunda bölge müdürünü mumla arasanız bulamazsınız. Bölge müdürünün her zaman yaptığı şeydi baristaların sorunlarından kaçması, ilgilenmemesi. Mağaza müdürünün hakkımda yalan yanlış konuşması, iftira atması beni mağazadan kovması sanki Starbucks’ın onların babalarının yeri, istediklerini alıp istemediklerini kovmaları, sürgüne göndermeleri ve uzak bir yere göndermeleri üstelik yol parasını karşılamamaları… İki-üç gün içinde beş mağaza değiştirttiler bana. Gittiğim her yerde ayrı bir baskıya uğradım, gittiğim her yerde tehdit edildim. Ben gülemiyorum diye kamera görüntülerini alıp bölge müdürüne göndeririz gibi tehdit etmeleri de var tabii. Kısacası Starbucks’ta çok büyük bir mobing var, çalışanlar özellikle baristalar bezmiş durumda. Gerekli departmanları aradığım halde kimse ilgilenmedi. En son bölge müdürüne ulaştım, eğer beni dinlemezse şikâyet edeceğimi ve dava açacağımı söyledim. Aradan yarım saat geçmeden bölge müdürü geldi ama hiçbir şey yapamadı ve sadece konuşmakla kaldı ek olarak o şahısa hiçbir şey de yapılmadı. Sonucunda ben istifa etmek zorunda kaldım ama o hala çalışıyor en çok da bana dokunan odur. Bu kadar ucuz olmamalı bir insanın ekmeği ile oynamak.

İVME: Bu sendikalaşma hareketi Starbucks dışında diğer üçüncü nesil kahvecilerde çalışan emekçilerin de hak savunusu noktasında nasıl bir tutum sergileyecek, hareket yalnızca Starbucks işçilerini mi kapsayacak yoksa bir sektörel hareketlenmeye dönüşecek mi; hedefiniz nedir?

SÇH: Starbucks İşçi Hareketi ben ve birkaç arkadaşımın yaşadığı olumsuz durumdan dolayı bir araya gelerek bu olumsuz durumdan dolayı ortaya çıktı diyebilirim. Yukarıda da anlattığım gibi iş yükünün fazla olması ve bu bütün anlattığım işleri görev tanımına uygunsuz biçimde yaptırmaları… Biz bu şartların iyileştirmesini istiyorduk. Kamuoyunda güzel tepkiler aldık, hala da almaya devam ediyoruz. Bu sayede çalışan diğer arkadaşlar da bize ulaşıyor ve herkes yaşadığı sorunu sıkıntıyı anlatıyor. Bu hareket bence sadece Starbucks’ı kapsamamalı. Sorun, sıkıntı, mobing yaşayan tüm kahve sektöründeki diğer arkadaşlarla da bir araya gelip talep isteklerimizi konuşmalı; hakkımız olanı, bizim olanı patronlardan almalıyız. Unutmasınlar bizi varsak onlar var.

İVME: Önceki soruyla bağlantılı olarak iletişim halinde olduğunuz STK’lar veya sendikalar var ise bunlar hangileri ve nasıl bir dayanışma içindesiniz?

SÇH: Evet hali hazırda bir sendikam var, Bağımsız Emek Sendikası.

İVME: Amerika’da birkaç ay önce başlayan bir Starbucks sendikalaşma hareketi var. Hareketin ortaya çıkışında Amerika’da yaşanan Starbucks sendikalaşma hareketinden esinlenildi mi? 

SÇH: Hayır tamamen tesadüf diyebilirim. Benim ABD’deki Starbucks işçilerinin hareketinden, sendikalaştıklarından haberim yoktu. Toplumda, kamuoyunda dediğim gibi güzel tepkiler aldık. Biz de bunu başarabiliriz yeter ki birlik olalım sesimizi yükseltelim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu