Ekoloji ve İklim

İklim Kongresi “eko” Yaptı – Erdal Kart

Günler öncesinden reklamları yapılan ve afişleriyle Ankara’nın donatıldığı şaşalı ve şatafatlı kongrenin amacı iklim değil, bütünüyle ekonomiydi.

İklim değişikliği sorunu, bir süredir yerkürenin en önemli konularından birini oluşturuyor. Devletler, uluslararası kuruluşlar, bilim insanları, aktivistler ve politikacılar bu konu üzerine kafa yoruyor -en az kafa yoranların politikacılar olduğunu belirtmem gerek- ve çözüm yolları arıyor. Son zamanlarda Türkiye’de söz konusu iklim değişikliği tehlikesiyle alakalı pek çok farkındalık çalışmasına tanıklık ediyoruz. Ne yazık ki iklim değişikliğine dair gerçekleştirilen farkındalık çalışmalarının tamamında istenilen sonuçlar elde edilemiyor. Tıpkı acemice sergilenen bir tiyatro gösterisini andıran ve yazının devamında detaylarını anlatacağım “Eko İklim Kongresi” gibi.

Geçtiğimiz hafta 30-31 Mart 2022 tarihleri arasında Ankara’da Eko İklim kongresi gerçekleştirildi. Ankara yaşayan herkes etkinlik öncesi kongrenin afişlerine denk gelmiştir. Çünkü Türkiye’de sanayi ve ticaret alanına yön veren herkesin konuşmacı olduğu bir kongreydi. Açıkçası iyimser olmak gerekirse bu konunun gündem ediliyor olmasına sevindim. Çünkü kongrede yok yok. Sponsorların isimleri güzel seçilmiş:

  • Dünya sponsoru: Türk Telekom
  • Başak sponsoru: Ziraat Bankası (Tarım ile ilgili bir terminoloji varken aksi düşünülemez tabii ki(!))
  • Su sponsorları: Koç, (Arçelik, Ford Otosan, Yapı kredi) Halkbank, Denizbank
  • Güneş sponsoru: Kalyon Pv (hepinize tanıdık gelmiştir)
  • Doğa sponsoru: Doğanlar Holding
  • Toprak sponsoru: Tosyalı Holding 

Daha fazlasına bakmak isterseniz Eko İklim web sayfasından ulaşabilirsiniz. 

İklim konusunda kendimce bir çaba içindeyim, bundan dolayı da bu kongreye katılıp neler konuşulduğunu gözlemlemek istedim. Kongrenin yapıldığı yere gittiğimde yoğun bir katılım olduğunu gördüm. Kapıdan içeri girince kayıt masasına yönlendirdiler, yaka kartı aldıktan sonra içeri girdim. Girişte bir karekod gördüm, üstünde “program için okutunuz” yazıyor; fakat hemen yan tarafta binlerce kâğıda basılmış programı görünce üzüldüm. Daha sonra stand alanlarını gezmeye başlamışken Balıkesir standı birdenbire dikkatimi çekti. Peynir ve zeytin tadımlık ikram ediliyordu. Kendi kendime sevindim, iyi tarım uygulamaları sonucu elde edilmiş diye düşündüm. Tabii, hüsrana uğramam uzun sürmedi çünkü standın düşündüğüm şeyle ilgisi yokmuş. Görevliye ‘’Bu gıdalar iyi tarım uygulamaları mı?’’ diye sordum. Şaşkınlıkla “Hayır.” dedi. Bense ondan daha çok şaşırarak “Burada iklim kongresi yapılıyor, farkında mısınız?” dedim. Gelen cevap ne olsa beğenirsiniz? ‘’Biz köy köy gezip oradan temin ettiklerimizi müşterilerimize sunuyoruz.’’

Dolaşmaya devam ettikçe Roketsan standını gördüm ve iş daha da ilginç bir hal almaya başladı. İklim Kongresi ve Roketsan… Yan yana gelmemesi gereken iki şey yan yana gelmiş. Yine tüm samimi merakımla bu durumun nasıl olduğunu sordum. Bırakın sorduğum soruya cevap almayı, stand görevlisi bana suyla çalışan bir bombadan bahsetti. Suyla çalışan bomba doğaya zarar vermiyor olsa gerek! Üst kata çıkınca orada da tüm iklim kongrelerinde mutlaka olması gereken, içine türlü savaş araçları fotoğraflarının asıldığı bir başka standa rastladım: Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE). Ünlü birinin yer aldığı, reklamları ekranlarda dönen bir deterjan firmasının bu kongrede olması da beni benden aldı. Bu arada, etrafta çöp atabilecek bir çöp kutusunun bile olmaması, herkesin maske taktığı şu dönemde tıbbi atık kutusunun bulunmaması iklim kongresini daha da enteresan kılmıştı. 

Sunumların yapıldığı ana salon dışındaki salonlar, çok küçük ve çok sıcak olmasıyla dinleyicilerin ve konuşmacıların nefes alamadığı ortamlardı (İklim değişikliğine bağlı ısınan havanın etkisini anlamamız için yaptılarsa ne ala). Zamanında başlamayan oturumlar, içerideki oturumlardan bihaber salon görevlileri… Bir yandan stand alanında atıklardan yapılan sanat eserleri, öte tarafta kongrede iklimi konuşmaya gelen uluslararası konuşmacılara pet şişelerle su ikramı… Plastikten dizayn edilen, içinde sera etkisine maruz kalarak konuşma dinlediğiniz zekâ harikası “Dünya Salonu”.

Kapitalist sistemin uzantısı olan küresel firmalar tarafından su kaynaklarının acımasızca kirletildiği şu dönemde Coca Cola Şirketi’nde çalışan bir kişinin konuşmacı olarak davet edilmesi ve Coca Cola Company Türkiye Genel Müdürü’nün plastik atıklarla övünmesi, bana göre kongrenin niteliksizliğini gözler önüne seren en etkili andı. 

Bir diğer önemli konu ise Beren Saat ve Kenan Doğulu’nun iklim elçisi olarak belirlenmesiydi. Kendi açımdan şunları söyleyebilirim: iki isim de uygun değildi. Çünkü iklim açısından oluşturdukları ya da çabaladıkları bir farkındalık projesi görmedim. Ayrıca, iki isme de sanki son dakika haber verilmiş gibi bir halleri vardı. Kenan Doğulu telefonundan okuduğu yaklaşık otuz saniyelik konuşma yaptı. Beren Saat’in konuşma metni de telefonunda saklıydı, neyse ki arada kafasını telefondan kaldırma nezaketi gösterip dinleyiciye bakmayı ihmal etmedi. Beren Hanım’ın yaptığı konuşmaya hiç değinmeyeceğim çünkü bu yazının konusu değil. 

Çevre Hukuku oturumunda, konuşmacı, ısrarla iklim konusunda Türkiye’nin hızlıca Avrupa Birliği müktesebatını uygulaması gerektiğini vurguladı. Değerli hocamız kongrenin olduğu hafta İngiltere’den gelen atıkların Adana’ya ulaştığını kaçırmış olmalı. Çünkü bir yandan AB müktesebatını uygulayıp bir yandan Avrupa’nın çöplerini yakamayız!

Birçok belediyenin destek verdiği ve çoğunun da konuşmacı olduğu kongrede “asfaltı ve betonu” konuşmamış olmak da ayrıca üzücüydü. 

Günler öncesinden reklamları yapılan ve afişleriyle Ankara’nın donatıldığı şaşalı ve şatafatlı kongrenin amacı iklim falan değildi, bütünüyle ekonomiydi. Ekonomiye yön verenlerin “Kirletiyoruz ama o kadar da değil.” dediği bir ortam oldu. Anlayacağınız; kongre, ekonomi açısından şampiyonlar ligi, iklim açısından bölgesel amatör ligdi.

Erdal Kart

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu