Demokrasi ve SolDünyaPolitika

Bir Liderin Portresi: Jean-Luc Mélenchon – Ozan Şahin

Zaman bize onu ileride hangi pozisyonda gösterecek bilinmez ama Mélenchon, Fransa ve dünya siyaseti için önemli bir figür olmaya daha devam edecek gibi gözüküyor.

Fransa’daki başkanlık seçimlerinin ikinci turu beklendiği gibi Macron ve Le-Pen arasında geçti. Fakat seçimlerin asıl şaşırtıcı yanı ise birinci turda üçüncü olan bir isimdi. Mélenchon, Avrupa’ya göre eski bir ideolojinin gazisi ama çok daha farklı, dinamik ve devrimci bir siyaset öyküsüne sahip. Üstelik Mélenchon, ikinci turda yarışma hakkını ikinci olan Le-Pen ile arasında çok az bir oy farkı ile kaybetti. Mélenchon cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında ilan ettiği gibi Fransa’nın başbakanlığı için yarışıyor. Üstelik dün birinci turu yapılan meclis seçimlerinde lideri ve kurucusu olarak kabul edebileceğimiz ittifakı seçimlerde inanılmaz bir başarı elde etti.

Şimdi Fransa Siyaseti’nin bu yeni gözdesini ve onun hayat hikayesini inceleyelim.

***

Mélenchon 1951 yılında Fas’ta orta sınıf bir ailenin çocuğu en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Fas onun hem yaşamında hem de siyasi kariyerinde önemli bir yer olarak hep kaldı. Babası bir memur ve annesi Sicilya asıllı bir öğretmendi. Mélenchon dindar annesinin etkisi ile sıkı bir Katolik eğitimden geçer fakat daha sonra hem annesi hem kendisi de dinden uzaklaşmıştır. Mélenchon bu dönemi günümüzde bir din iddiasında bulunmadan “Katolik Kültür’ün” bir parçası olduğu şeklinde yer yer ifadelerde bulunmuştur. 1960’ta annesi ile babası boşandı. Bundan iki yıl sonra annesi ile Fransa’ya taşındı.

Besançon Üniversitesi Felsefe bölümünden 1972’de mezun oldu. Mezun olduktan sonra çeşitli işlerde çalıştı. Bunların arasında bir saat şirketi ve benzin istasyonu da vardır. Ardından öğretmenlik kariyerine başladı. Bu dönemde önemli sosyalist bir kanadı barındıran gazete/dergi olan Jura’da takma bir adla gazetecilik yaptı. Bu dönemde aynı zamanda mahlasla Katolik Gazetesi’nde de çalışmalar yürütse de artık sosyalizme yakınlaşmaya, sosyalist fikirlerin tartışıldığı ortamlara girmeye de başladı.

Lise zamanlarından beri öğrenci lideriydi. Zaten bu yüzden üniversiteye girer girmez Fransız Ulusal Öğrenciler Birliği’ne katıldı. O dönemde öğrenciler birliğinde çoğunluğu ellerinde tutan Komünist Parti taraftarları F.U.Ö.B.’ün kitlesel bir siyasi harekete dönüşmesi gerektiğini savunmaları üzerine Mélenchon birlikten ayrıldı. Ayrılmasına rağmen birlikle bağı hep sürdü. Birliğin daha çok yerel örgütlenmelerinde yer aldı. Bölünmeye kadar bu örgütlenmelerdeki liderliğini de sürdürdü. Bu dönemde yaşananlar, onun da ifade ettiğine göre, onu Leninist bir siyaset anlayışından uzaklaştırdı.

Birlik üzerinden yürüttüğü siyasetin yavaş yavaş bittiği zamanlar aynı anda Fransa Solu’nun önemli bir ismi olan Mitterrand’ın da Sosyalist Parti’yi yeniden örgütlediği zamanlardı. Mélenchon yakın durdu ama Prag Bahar’ının kınanması parti tarafından reddedilince o da partiden bir süreliğine uzaklaştı.

Çok kısa bir zaman sonra Sosyalist Parti ile Komünist Parti’nin birleşmesini savunan tartışmaların hem basın hem siyaset ayağında önemli bir figürü olarak geri döndü. Yerel örgütlenmelerde bir çok önemli görevde bulundu. Paris Belediye Başkanı’nın ekibinin onu fark etmesi üzerine ulusal siyasetle de ilgilendi. Bu yıllarında Güney Amerika ve Kuzey Afrika’nın sol liderleri ve hareketleri ile yakın ilişkiler geliştirdi. Önemli dostluklar kazandı. 1986 yılındaki senatörlük seçimlerini kazandı. Aynı dönemde Mason Locası’na üye olsa da komünistlik suçlaması yüzünden ayrılmak zorunda kaldı.

1988 yılında artık Mitterrand ile mecliste ve kamuoyunun önünde ciddi tartışmalar yaşamaya başladı. Özellikle Fransa’nın Körfez Savaşı’na girmesi bardağı taşıran son damla oldu. Bu dönemde mecliste yoğun bir kampanya yürüttü. PS’nin sol kanadının bölündüğü yıllarda kendi liderliğini ortaya koymayı başardı. Bu dönem onun Avrupa Birliği ile de gerilmeye başladığı ve yıllar sonra üzerine yapışacak olan AB karşıtlığının da temeli oldu.

Yıllar içinde bu tartışmalar ve solun ideolojik çatışmaları arasında kimilerine göre başarılı kimilerine göre başarısız bir siyasi kariyer sürdürdü ama solda saygınlığı belirli çevrelerce hep tanındı. Mélenchon’un yeniden ve çok daha geniş kitlelerce tanınması ise 2012 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ile oldu. Mélenchon, 2012 Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sol Cepheyi temsil eden adaydı. Şaşırtıcı bir şekilde dördüncü sırada yer aldı ve oyların %11,10’unu alarak daha önce parti içinde yarıştığı François Hollande’ın ve Nicolas Sarkozy ile Marine Le Pen’in (ve onların ilgili partileri, Sosyalist Parti, Halk Hareketi Birliği ve Ulusal Cephe) arkasından geldi. Karşılaştırıldığında, kazanan François Hollande oyların %28.63’ünü aldı. Mélenchon, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %31’in üzerinde oy aldığı rakibi Marine Le Pen’e karşı Pas-de-Calais’in 11. seçim bölgesinde Sol Cepheyi temsil etti. Oyların %21,46’sını alarak üçüncü sırayı alırken, Sosyalist Parti üyesi Philip Kemel kıl payı ikinciliği elde etti. Mélenchon, bu sonuçtan sonra seçimin ikinci turuna katılmama kararı aldı.

François Hollande’ın başkanlığı sırasında Mélenchon, onun merkezci serbest piyasa politikasına karşı solun en eleştirel seslerinden biri oldu. Fransız Solunun kültürüne ve fikirlerine ihaneti kınadı.

10 Şubat 2016’da Mélenchon, Fransız televizyon kanalı TF1’e verdiği bir röportajda sol siyasi platform La France Insoumise’i “Boyun Eğmeyen Fransa’yı” kurduğunu açıkladı. La France Insoumise daha sonra, 2. Denizaşırı Seçim Bölgesi meclis üyesi ve Grenoble belediye başkanı Sergio Coronado gibi Avrupa Écologie Les Verts üyelerine ek olarak Sol Parti ve Fransız Komünist Partisi gibi çeşitli partiler tarafından onaylandı, harekete katılımlar artmaya başladı.

Mélenchon 2017 seçimlerinde, çok ses getiremeyen bir kampanya yürüttü; ta ki geç bir yükseliş dalgasına kadar. Bu dalga onu %18 ile üçüncü sıradaki Francois Fillon’un hemen arkasına yerleştirdi. Bu geç yükseliş, esas olarak Mélenchon’un BFM TV ve CNews’in ev sahipliği yaptığı ikinci başkanlık tartışmasındaki performansından kaynaklanıyordu ve bir Elabe anketine göre, %25 ile en ikna edici aday olarak bulundu. Ancak, ikinci tur oylamaya katılamadı ve ilk turda oyların %19’unu alarak dördüncü oldu.

İlk turdan sonra Mélenchon, Macron’u desteklemeyi reddetti ve seçmenlerine 2002’de yaptığı gibi “Ulusal Cephe’ye hiçbir oy gitmemesi gerektiğini” söyledi. Bu kararına yönelik yoğun eleştirilerden dolayı Mélenchon, La France Insoumise üyelerini oy kullanmaya davet etti.

Yapılan oylamada “Macron’a Oy Ver”, “Boş Oy” veya “Çekinme” seçenekleriyle yapılan tercihte üyelerin %36.12’si boş oy verdi, %34.83’ü Macron’u desteklemeyi seçti ve %29.05 çekimser kaldı.

2017’nin belki de en akılda kalıcı noktası kampanyasının pozisyonları oldu. Altıncı Cumhuriyet fikri beklediğinin ötesinde bir yankı buldu ve ekolojik duruşu takdir gördü. Açlığa Karşı Eylem, CARE Fransa ve ONE Kampanyası için sivil toplum kuruluşlarına göre, Jean-Luc Mélenchon cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uluslararası dayanışmaya en çok ilgi duyan aday oldu. Diğer Fransız aydınlarıyla birlikte, küresel sömürünün bir örneği olarak Fransa ve ABD arasındaki serbest ticareti şiddetle kınadı. Bu onun muhafazakâr tabanda da tanınmasına sebep oldu. Çünkü 2017 itibari ile serbest ticaret anlaşmaları Fransız orta sınıfını sağda radikalleştirmeye başlamıştı.

Bu büyük gazi şimdilerde ise başbakanlığa hazırlanıyor. Mélenchon, öncelikle Jean Jaurès’den (Fransız cumhuriyetçi sosyalizminin kurucusu) esinlenen bir sosyalist cumhuriyetçi ve tarihsel materyalisttir ve Fransız refah programlarının genişletilmesinin bir savunucusudur. Mélenchon ayrıca mevcut sosyoekonomik eşitsizlikleri düzeltmek için zenginliğin kitlesel olarak yeniden dağıtılmasını hep savundu. Mélenchon tarafından önerilen politikalar arasında, yılda 360.000 Euro’nun üzerindeki kazançlar için %100 gelir vergisi, sağlık bakım masrafları için tam devlet geri ödemesi, yasama meclisi lehine başkanlık yetkilerinin azaltılması ve göçmenlik yasalarının hafifletilmesi yer aldı. Mélenchon, eşcinsel evliliği ve kadınların kürtaj hakkını desteklemektedir. Ayrıca esrarın yasallaştırılmasını da destekliyor .

Zaman bize onu ileride hangi pozisyonda gösterecek bilinmez ama Mélenchon, Fransa ve dünya siyaseti için önemli bir figür olmaya daha devam edecek gibi. Bu onun doğasında var…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu